Skip to main content
Truman Show / Truman Şov

Related Posts

Dönüşüm

Kaşe Basmak

Geleceğin doktorları... Önce en zor olanını öğreterek başlıyorum meleklerime... KAŞE basmak... Öyle sandığınız gibi kolay...

Opera Akşamı

İstanbul Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü ve Sanat Yönetmeni sevgili Suat Arıkan, Hıncal ve...

7 Comments

  1. Kübra

    Hepimiz Trumanızüstelik sahneyide kendimiz kurguluyoruz.

  2. Selen seyhan

    Platon’un mağara alegorisini en güzel örnekleyen hikayelerden biri… Aynı 1984 gibi, matrix gibi, inception gibi. “Kuklacı”nın kurguladığı, istediği yerde istediği gibi müdahale edebildiği, gerçekliği istediği gibi ‘yarat’tığı bir dünya… Üstelik Christoph, tüm bunları yaparken Truman ile baba-oğul ilişkisi kuruyor. (Doğduğu an, ilk adımları, ilk gülümsemesini izlediğini anlatırken ve uyurken ekrandan yüzünü okşadığı sahnede bu açıkça yansıtılıyor). Truman için güzel bir dünya yarattığını iddia ediyor. Başkasının kurguladığı bir hayatı yaşamak ne kadar “iyi” olabilir ki? Ama Truman kendisi için seçilmiş olan rolü oynamayı reddedip gerçekliği aramak üzere kendisi için çizilmiş sınırları aşma, kabuğundan çıkma başarısını gösteriyor. Ufak işaretler ile yaşadığı dünyanın gerçek olmadığını, ikiyüzlü, sahte ve kurgulanmış olduğunu anlıyor. Tüm o sahtelik içinde tek gerçek “True man”, yani “Truman”!… Çekildiği zamanın şartlarında 1984 ve birkaç örnek dışında bu konuya deyinen film-kitap olmamasına rağmen ilk defa izleyenler “ne var ki normal bir film işte” diye düşünebilirler. Çünkü aslında şu an televizyon piyasası bunun üzerine kurulmuş. Yurtdışında “big brother” (1984’e atıf), bizde “biri bizi gözetliyor” ile başlayan ve rağbet görmesi ile her gün yeni türevleri çıkan “başkasının hayatını gözetleme” üzerine kurulu programlar, yarışmalar öyle çok hayatımızın bir parçası oldu ki. Artık başkasının hayatını gözetlemek normal sayılan bir davranış halini aldı. Asıl sorun bu kadar insan neden hipnoz olmuşçasına bu saçmasapan programları izliyor?? Aslında bu gibi programlarla beynini uyuşturan insanlar kendi “truman show”larının içindeler haberleri yok. Çünkü birileri düşünmelerini istemiyor, bu tarz programlarla oyalanmalarını istiyor, öyle de yapıyorlar. Facebook, instagram ile hayatımızın en özeline kadar girilmiyor mu? Aslında biz de bir nevi “yayın” yapmıyor muyuz?… Mesele bunu yararlı ve kendimize bir şeyler katabilecek şekilde kullanabilmek. Mesela sevdiğimiz birkaç yazarı takip etmek, onlar ne yazmış, ne okumuş, ülkedeki olaylar hakkında ne yorum yapmış bunları takip etmek kötü demiyorum. Ama öyle bir hal aldı ki medya ve internet, seçici olmak şart… (bölük pörçük ve daldan dala atlar şekilde yazdım ama konuşulacak, söylenecek o kadar çok şey var ki, serbest çağrışım, ifade etmenin en iyi yolu gibi geldi…)

  3. Beyza K.

    ‘Aşk’ kelimesinin basit bir kavram değilde yaşanabilecek ve belkide hayata bağlayacak en önemli his olduğunu gösteren filmlerden biriydi bence. Sadece bu da değil hayatımızın basit bir döngü içerisinde döndüğünü gösteren muazzam bir filmdi. Aynı zamanda ‘insan her ne konumda olursa olsun kendi kararlarını kendi vermelidir ve istediği hayatı istediği şekilde yaşamalıdır.’ diyen bir filmdi diye düşünüyorum. Korkularımızın hayatımızı kısatladığını gösteren bir filmdi ve korkularımızla yüzleşip üstesinden geldiğimiz zaman özgür olacağımızı gösteren bir filmdi. Aynı zamanda gariptir ki yine biz insanların bütün işlerimizi aksatmamıza neden olsa bile tv’ye olan bağlılığa da gözler önüne sören bir filmdi diye düşünüyorum. Yazılacak çok şey var film hakkında o yüzden son olarak ‘olur da sizi göremezsem iyi günler, iyi akşamlar ve iyi geceler.’ 🙂

  4. Seyhan

    8 sene once izlemistim herhalde bu filmi.. Halkla İliskiler hocamiz izletmisti.. 1984’u de, Hayvan ciftligini de o okutmustu.. Bu film gibi Dovus Klubunu’de o izletmisti. O yuzden tavsiyelerinizde hep hocam gelir aklima. Amaci birseyin her zaman gorundugunden farkli olabilecegini gostermek ve tabi medyanin (bu filmde televizyon) insanlarin hayati uzerindeki gucunu ve etkisini gostermekti. Su andada oyle degil mi sanki? Tavsiyeleriniz harika. Ben de eger izlemesiyseniz Carlie chaplin’in modern zamanlar filmini oneririm size.. Okumadiysaniz da Cesur Yeni Dunya.. İlk defa yorum yapiyorum size.. Ondan sanirim uzattim hep takipteyim iyi geceler olsun Banu abla❤

  5. Banu Çiftçi

    THE TRUMAN SHOW
    Bu haftaki filmimiz…
    George Orwell, “1984” ü kurgularken bu günleri hayal edebilmiş miydi acaba? “Big brother is watching you” dan bu günlere… Nerdeeen nereye?… “Big brother” ın bizi izliyor olmasından korkmayı bıraktık artık herkesin bizi izlemesini ve bununla kalmayıp like’lamasını istiyoruz. Yetmiyor canlı yayına da başladık uygulamalarla… Daha anne karnındayken, kadın doğumcunun bilmem kaç boyutlu ultrasonuyla başlıyor özel yaşam privacysinin ihlali hem de (Anne karnından snapchat, periscope, fecebook live yapıyoruz bir nevi) Tabii gelecek olan meleklerin içeride neler yaptığını da tam olarak bilemiyoruz henüz… Onlar da bizi izliyor belki bir şekilde Şimdilik göbek kordonları var ama yakın bir zamanda onda da wi-fi a (plasenta aracılığıyla ama kablosuz besin ve oksijen trasferi) geçeriz kim bilir Bugün muayenehanede ultrason yaparken geldi aklıma, tüm bunlar. Paylaştığım da anne karnındaki meleğimin ultrason sırasında, 4 boyutlu görüntüsü. Tam o sırada uyandı ve gözlerini ovuşturdu. Sonra da “The Truman Show” u hatırladım. Eski bir film olmasına rağmen (1998) ne de güzel anlatmış ve öngörmüştü bugünkü durumumuzu. Çok sevdiğim filmlerdendir. Bu nedenle bunu seçtim bu hafta film kulübümüzde.

  6. sarı

    bizim başımıza gelmediği sürece insan hayatının ne kadar değersiz oldugu.izleyici konumundayız.şimdiki en büyük sosyal sorunumuz.ve aslında truman dan çok da farklı bi yaşantımız yok.hepimiz kendi kutularımız içinde yaşıyoruz film için teşekkürler.muhtemelen hiç görüşemeyeceğiz kendize iyi bakın 🙂

  7. Dr. Canan

    Truman’ın bütün engellere göğüs gererek gazete ve dergilerden kestiği parçalarla sevdiği kadının yüzünü oluşturma çabası müthişti.. Christof’a “Hiçbir zaman kafamın içine kamera koyamadın” demesinden de çok etkilendim, HİÇBİR DAYATMAYA BOYUN EĞMEMELİYİZ, ha bir de ” olur da sizi göremezsem iyi günler, iyi akşamlar ve iyi geceler Manu hocam” :))

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.