Skip to main content
Mr. Nobody / Bay Hiç Kimse

Related Posts

Martı

"En yüksekte uçan martı, uzağı en iyi görendir", der martı Jonathan Livingstone ve ekler; "Ama...

Doktorun Uykusu

Doktorun Uykusu... Bayramın 1. günü, muayenehanede hastalarım ve çekimler arası şekerleme... kamera arkası... Yatış için...

En Önemli Eşitlik

EN ÖNEMLİ EŞİTLiK ONURDUR.. "Elit", "mavi kanlı" ya da "beyaz Türk" olduğunu düşünüp, başkalarını aşağılayan...

One Comment

  1. Banu Çiftçi

    ‘Mr. Nobody’ i izleyebildiniz mi? Bu hafta #drbanuciftcininfilmkulubu için seçtiğim filmdi. Yukarıda paylaştığım, güvercin deneyi ile başlıyor film. ‘Seçim yapmadığın sürece kalan olasılıkların tümü mümkündür’ diyor. Geçen hafta da benzer bir konusu olan ‘Sliding Doors’ u izlemiştik. Beni en çok etkileyen de filmde geçen ”Entropi yasası”… ondan bahsetmek istiyorum biraz.
    Fiziğin ‘Entropi yasası’ diyor ki; “Kainatta her şey, kendini minimum enerji ve maksimum düzensizliğe çekmeye çalışır…

    Örneğin: sigara dumanını, sigarada tekrar toplayamaz ya da kırılan bir bardağı içindeki suyla eski düzenine döndüremezsiniz, parfüm sıkıldığında, şişedeki moleküller tüm ortama dağılır ve bir daha şişeye aynı şekilde toplayamazsınız. Çünkü dağılmış ve düzensiz hali daha az enerji barındırdığı için eğilim hep bu yönde işler. Yani evrendeki düzensizlik sürekli artmaktadır ve bu tek yönlü işleyen, tersine çevrilemeyecek bir süreçtir. Bu durumdan, microcosmos ve macrocosmosu, hali hazırda yürürlükte olan, maximum düzende tutmak için gereken bir enerji sağlayıcısı olmak zorunda olduğu düşünülebilir… O halde tüm kainatta, fiziğin yasalaştırdığı, hatta termodinamiğin 2. yasası kabul edilen, “düzensizliğe eğilim” gibi bir olgu varken; her şeyin yıpranacağı, canlıların yaşlanıp öleceği, evrendeki düzensizliğin artacağı, evrenin sonu olacağı biliniyorken, kendimizi ve birbirimizi bu kadar hırpalamak niye?
    Eninde sonunda, evrenin sürekli genişlemesi ya “büyük donma” ile sonuçlanacak ya da “büyük çöküş” le… “Big Chill” ya da “Big Crunch” deniyor bu iki olası senaryoya… Nazım’da şiirselleştirmiş ya bunu; “Bu dünya soğuyacak.. Boş bir ceviz gibi yuvarlanacak zifiri karanlıkta, uçsuz bucaksız…” diyerek… Buddha da daha MÖ. 500 lü yıllarda anlatmamış mı zaten aynı şeyi; “Bileşik olan her şey, eninde sonunda çözülecek, dağılacak…” diyerek… Yani demem o ki güvercin gibi çırpınmayı bırakalım, birbirimizi üzmeyelim, hangi şartlar içindeysek, onu en verimli, en güzele hizmet eder şekilde, en güzel işler yapmak için kullanalım…

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.