Skip to main content
Martı Jonathan Livingston

Related Posts

“To be here”

"To be here" dır ameliyathane... Yani o anda orada olmak zorundasınızdır, tüm beyninizle, tüm duyularınızla......

Bu Son…

Yeryüzü Doktorları, Doctors Worldwide, Afrika

10 Comments

  1. Pocahontas

    Sürü içinde sıradan bir martı olmaya karar vermek, kendini daha iyi hissetmesine neden olmuştu. Artık onu öğrenmeye iten gücü umursamayacak, doğasına meydan okumaya ak, dolayısıyla başarısızlığa uğramaktan korkmayacaktı.Hiçbir şey düşünmeden,kumsalda parlayan ışıklara doğru karanlıkta uçmak ne hoştu!
    Çoğu zaman başarısız olmaktan korktuğumuz için sınırlarımızı aşmıyoruz aslında.Bize aslında umutsuzluğun bizi ne kadar sıradanlaştırağını yapabileceğimiz şeyleri yapmamızı nasıl da engelleyeceğini gösteriyor bu cümleler. Sıradan bir martı olmak ise düşünmeden özgür olmayı istemeden sürüye katılmayı anlatıyor ki bu da şu an ki siyasi durumumuz da dahil bir çok şeye uyabilecek bir cümle. Hepimizin içimizde yaşayan gerçek Martı jonathanları bulabilmemiz dileğiyle…

  2. Anonim

    12. sınıf olmanın verdiği yoğunlukla ancak bugün yazabiliyorum. Pazar günlero dinlenme günüm ve kitabi az önce okuyabildim. Her insan okuması gereken bir kitap diye düşünüyorum. Hele ki benim gibi sınava hazırlanan, motivasyona fazlaysıyla ihtiyacı olan bir öğrenci için harika bir seçim oldu. Üstelik anneme de okutuyorum kitapları. Küçük Prens okuyor şimdi. En sevdiğim yerleriyse şuralar: “… ona asıl ağır gelen şey başarısızlığıydı.”, “O, korkuyu yenmenin gururuyla, haz alarak yaşıyordu.”, “Artık yaşamak için bir nedenimiz olmalı: öğrenmek, keşfetmek, özgür olmak gibi.”, “Fakat onurlandırılmak istemiyorum ben. Lider olmayı arzulamıyorum. Ben sadece ögrenmek istediğim şeyleri onlarla paylaşmak, ufkumuzun hiç de dar olmadığını göstermek istiyorum.” Ve en önemlisi “Sevgiyi sakın ihmal etme.”

  3. GozdeGs

    Günaydın herkese kitap hakkında yorum yazan tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum. @dr.banuciftci sizede Kitapta altını çizdiğim yerler..” Ardından mükemmellik diye birşey in varlığını fark edene kadar yüzlerce yaşam daha….. Yaşama amacımızın mükemmeli bulma ve onu açığa çıkarma olduğunu anlamak için diğer yüzlercesi daha yaşandı… Eğer ne yaptığını iyi biliyorsan herzaman başarırsın. Başarmak için ne yaptığını bilmek gerek..
    Dostluğumuz zaman ve mekanla sınırlıysa, zaman ve mekanı aştığımız an, kardeşliğimizin bitmesi gerekir …. ” son sözü SEVGİYİ SAKIN İHMAL ETME ” ” ……

  4. Selen seyhan

    Bir kitabı okuyoruz, ufkumuz açılıyor, yeni fikirler yeni yollar açılıyor zihnimize, sonra hayatın koşuşturmacasına geri dönüyoruz ve o okuduklarımız yavaş yavaş siliniyor zihnimizden, ışığımız sönüyor, o bir an parlayan tüylerimiz yeniden soluklaşıyor… O yüzden bu tür kitaplar sık sık okunmalı ve hatırlanmalı, ve okuduktan sonra etkisi geçmeden bir şeyler yazılmalı bazen sadece kendinizin hatırlaması gereken şeyler, bazen de biriyle paylaşrak… “Yaşamın gerçek anlamını arayan, bulmaya çalışan bir martıdan daha sorumluluk sahibi biri olabilir mi? Bin yıldır yaptığımız tek şey balık peşinde koşmak. Artık yaşamak için bir nedenimiz olmalı; öğrenmek, keşfetmek, özgür olmak gibi.” diyordu Jonathan kendisini Konsey önünde savunurken. Kendini geliştirdiği için, yeni şeyler denediği için, daha iyi oolmal istediğiiçin kendisini savunmak zorunda kalması ne kadar acı. Bizde de böyle değil mi? Yenilik, farklılık hep korkulan bir şeydir. Değişim sevilmez. Değişmeye çalışanlar, sürüden ayrılanlar hep eleştirilir, hor görülür. Ama bizim de bu Dünya’ya gelme amacımız, doğmak, okula gitmek, çalışmak, karnını doyurmak, evlenmek, ev işi yapmak, ölmek’ten öte olmalı. Bu Dünya’ya dokunabilmek, hem insanlığa hem de kendimize katkıda bulunabilmek bence. Hekimlik mesleğini bunun için seçtim, hayatlara dokunabilmek için… Kadın Doğumu da yeni hayatlara vesile olabildiğimiz için seviyorum… Sevmeden yapılabilecek bir meslek değil, sevmeden “iyi” yapılabilecek bir meslek değil. @dr.banuciftci de mesleğini severek iyi bir şekilde yapanlardan. Hem kendine hem hayatlara dokunanlardan… Mesleği dışında pazartesi perşembe etkinlikleri ile de benim de dahil olduğum birçok hayata dokunmakta… “İlginç. Mükemmelliği küçümseyen martılar yavaştır, hiçbir yere gidemezler. Mükemmele ulaşmak için uçanlar ise hızlıdırlar ve her yere gidebilirler. derken Chiang içimizdeki potansiyeli asla küçümsemememiz gerektiğini ve hep en ileriyi hedeflememizi öğütlüyor. Sevgiler

  5. s.nur

    aslinda suan yasadigimiz dunyayla cok benzer seyler gordum. farkli olan hep dislanir. risk almak istemiyorsak suruyle birlikte hareket etmek zorundayiz. fakat bu hikayede Martı Jonathan kendi istekleri ve hisleriyle hareket etmeyi seçti. “Artık yaşamak için bir nedenimiz olmalı; öğrenmek, keşfetmek, özgür olmak gibi.” “Eğer ne yaptığını biliyorsan her zaman başarırsın. Başarmak için ne yaptığını bilmek gerek”. Ne kadar dogru seyler aslinda. Hayat akıp gidiyor ama neyi ne için yaptığımızın farkında değiliz. Bir farketsek işte o zaman hem tatmin olacağız hem de başarıyı yakalamış olacağız. “Onların tek farkı, gerçekten kim olduklarını anlamaya ve bunu bilerek yaşamaya başlamaları.” Varoluş amacımızı sorgulamamız lazım. Kendi içimize dönüp ben kimim bu hayattan ne istiyorum, sınırlarım neler, kendimi ne kadar zorlayabilirim gibi sorular yöneltmeliyiz. “Martı Jonathan bezginliğin, korkunun ve öfkenin bir martının ömrünü kısalttığını, bunları zihninden uzaklaştırdığında ise hoş ve uzun bir yaşama sürebileceğini de fark etmişti.” Artık cesaretimizi toplamalı ve korkularımızın bizi ele geçirmesine izin vermemeliyiz. Yoksa bizim sahilde bir kuru ekmek için teknelerin tepesinde dolaşan amaçsız martılardan ne farkımız olur ki?

  6. Banu Çiftçi

    Beni “abla” diye hitap ederek onurlandıran canım kardeşlerim; hayat yolunuzun başında size çok ışık tutacak kitaplar bunlar. Martıyla, haftaya seçtiğim “Küçük Kara Balık”, sınırlarını daha doğrusu kendisine dayatılmış sınırları aşmaya çalışan, iki örnek alınası hikaye. Kendi hikayenizi yazmak ve film sonunda kendi imzanızı atabilmek için kendinizi sürüden ayrı kılmayı, neler başarabileceğinizin,hayal gücünüzün, farkına varıp, özgür olmayı anlatıyor.
    Benim için hala geçerli hayat prensiplerini barındıran, mutlaka okumanız gereken bir kitap. 1 saatte bitirebilmek ve tekrar tekrar okuyup, her seferinde başka bir yerin altını çizebilmek daha da her yaşın kitabı haline getiriyor.
    Fotoğrafı Manhattan’ın en yüksek gökdelenlerinden birinde çekmiştim. Daha asistandım ve küçüklüğümden beri kararlı olduğum, hep zirvelerde yaşama yolumda, başarı anlamında, en önemli adımlarımdan birini attığım gündü. Uzağı en iyi gördüğü için en yüksekte uçan olma yolumdu. Zirve değişir ama önemli olan kendi zirve yolunda aldığın karar ve kattetiğin yoldur. Formu da değişir zirvenin. Bugün başarı olur yarın, kendini tanıma ve olgunlaşma yolculuğun…

    “Yaşamak için ne çok neden var! Balıkçı teknelerinin etrafında o rutin, sıkıcı dönüp dolaşmadan başka nedenler de var yaşamak için cehaletimizi kırabiliriz, becerilerimizi, yeteneklerimizi ve zekamızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz. En önemlisi, özgür olabiliriz,uçmayı öğrenebiliriz”
    “Bir kuşu özgür olduğuna ikna edebilmek niye dünyanın en zor işi? Üstelik çok kısa süren bir çalışmayla bunu kendilerinin de anlaması bu kadar mümkünken”
    “Hakkımda saçma sapan söylentiler çıkarmalarına ya da beni tanrılaştırmalarına sakın izin verme, olur mu fletch. Ben, belki de sadece uçmayı çok seven bir martıyım. Zavallı fletch, gözünle gördüklerine sakın inanma. Görünenlerin hepsi sınırlıdır. Anlayarak bakmaya,bildiklerinin ötesine geçmeye çalış o zaman uçmanın anlamını da daha iyi öğreneceksin”

  7. Diyarbakir'dan Nefertari ÇELEBİ

    Merhaba Banu Ablacım. Bu kitapta en sevdiğim şey Martı Jonathan livingston’un asla pes etmemesi ve kim ne derse desin hedefinden şaşmaması.bir insanda hayatta oyle olmalı. Hedefi başkalarına göre imkansız olsa bile o hedefi icin elinden geleni yapmasi.

  8. Nisa AKTAŞ

    Kitabı okurken Chiang – Jonathan – Fletcher zincirlemesini fark edince dedim ki, benim hayatımda, Martı Chiang’ım Banu Abla. Ve ben Jonathan olarak önce kendimi, benden sonra da Fletcher’lar yetiştirebilmek için çalışıyorum. Bu aklıma gelince kitabı 3-4 saniyeliğine bırakıp gülümsemiştim, paylaşmak istedim 🙂 “Yüksek motivasyona sahip bir martının öğrenme eğrisi, her türlü grafiği delip geçebilir.” , “Eğer ne istediğini iyi biliyorsan, her zaman başarırsın. Başarmak için ne yaptığını bilmen gerek.” cümleleri de başucu notları oldu 🙂

  9. elmas sener

    Banu ablacım,sizin o güzel kalbiniz,ileriyi göstermeye çalışmalarınız ve en önemlisi iyi (güzel)kalpli bir birey nasıl olabilirim kelimesini o kadar iyi ifade ediyor ki benim kendimi kötü hissettiğim bir an da karşıma çıktınız iyi ki de çıktınız.Daha öğreneceğim o kadar şey var ki 🙂 bu arada kitap muhteşem muhteşem muhteşem,konusu,anlatımı,akıcılığı … “Yaşam,bağrında taşıdığı olanaklardan ötürü ne büyük bir anlam yüklüydü!…Yaşamın bir amacı olmalıydı.Kendimizi bilgisizlikten arındırabilir;akıl,bilgi ve yücelik içinde özümüzü yeniden kazanabilir,özgür olabiliriz.Uçmayı öğrenebiliriz…”

  10. Sena *

    Size internette ilk denk geldiğim andan beri düşüncelerinizin bana yakınlığı dolayısıyla hep merak etmiştim neler okur Banu Çiftçi diye . Bana pek çok konuda ilham oldunuz ama belki de sizi sosyal medya aracılığıyla bile olsa tanımamın en büyük artısı şu an elimde duran bu kitap , tam bir başucu kitabı, hem bu kadar akıcı olup hem de bu kadar dolu dolu olan kitabı tavsiye ettiğiniz için teşekkür ederim =) Her şeyin bir zamanı var derler bu kitabı doğru zamanda okuduğuma inanıyorum ve bence işin ilginç olan yanı bu çünkü bu kitabı şu an okumama aracı olan kişi sizsiniz bazı şeyler gerçekten çok garip =)

    Jonathan, Fletcher, Anthony… Kendini keşfeden , kendilerinin en iyi hallerine ulaşmak için çalışan martılar … Bazısı daha iyi akrobatik hareketler yapabiliyor , bazısı daha hızlı. Birbirlerini kıskanmak yerine sadece kendilerine odaklanıyorlar ve sonuç hepsi en iyi-en mutlu. Onda o yetenek varsa sen de de bu yetenek var , herkesin kendisini keşfedip yapabileceğinin en iyisini yaptığı mutlu olduğu bir dünya, biz burdaysak bu sadece bi hayal değil 😉

    İlk 3 bölümde düşündüklerim 4. bölümle beraber baska açılardan tamamladı .Tarihte bütün örnek alınan ‘en’lere yapılanlar, Zaman içerisinde sadece kuru bir törene dönüşen fikirler … Bütün bu zaman içinde kutsallaştırma olayı ancak bu kadar güzel anlatılabilir ve okuyucuda sorgulamalar yaratabilirdi.

    ‘Gözünle gördüklerine sakın inanma .Görünenlerin hepsi sınırlıdır. Anlayarak bakmaya, bildiklerinin ötesine geçmeye çalış.O zaman uçmanın anlamını da daha iyi öğreneceksin’ sözleri Küçük Prens’teki ‘İnsan gerçekleri kalbiyle görebilir, en temel şeyi gözler göremez ‘ cümlelerini hatırlattı bana .Yazarlar birbirinden etkilenmiş olabileceği gibi , yaşadıklarının sonucunda aynı noktaya ulaşmış da olabilirler . Kim bilir belki bu kitapları yazanların bize bu kadar yakın olmasının/ hitap etmesinin sırrı gerçekten içimizde saklıdır .

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.