Skip to main content
Kimler Doktor Olmak İstiyor?

Kimler Doktor Olmak İstiyor?

Dün ameliyathaneden bir fotoğraf paylaşıp, bir şey sormuştum?
“Kimler doktor olmak istiyor?”diye
Niye mi sordum?
Çünkü her gün öğrenci kardeşlerimden aldığım onlarca mesaj şöyle başlıyor;
“Ben de sizin gibi doktor olmayı çok istiyorum ama herkes, çok zor, hayatın kalmaz, diyor, öyle mi?…”
Sevgili kardeşlerim böyle başlayan bir cümleniz varsa şimdiden vazgeçin. Hayaliniz bu olamaz çünkü. Gerçek hayal, harekete geçmek ve gerçekleşmek için kolaylığa, iyi koşullara ya da bahaneye ihtiyaç duymaz.
Evet, benim paylaşımlarımda mesleğim çok güzel, çok seviyorum ve bir yandan da güzel bir hayatım var. Ne yaşıyorsam onu görüyorsunuz. Ama unutmayın ki ben 17 yıllık doktorum. Ve sadece 3-5 yıldır hayallerime kavuştum ve düzenimi oturtabildim.
Hiç bir şey kolay olmadı. En aktif, aile kurulacak, mesleğini eline alıp para kazanılacak, hayatın yaşanacağı yıllarım, sefil ve parasız bir halde yurtlarda, kütüphanelerde, nöbetlerde ve ders çalışarak geçti. Sizlerle her şeyime nasıl dişimle tırnağımla sahip olduğuma dair şeyler paylaşıyorum zaten. Asistanlık zamanımdaki insanlık dışı mobbingi de anlatmıştım.
Burada anlatmak istediğim güzel olan her şeyin bedeli olduğu. Dibine kadar ödediğim ve sizlerle paylaşamayacağım bedellerim de oldu tabii.
Doktor olmak çok zor ve çok büyük bir özveri işi.
Şu an Ankara’dayım. Yarın, okuduğum üniversite olan Hacettepe Tıp Fakültesi’nin aynı salonunda TEDx konuşması yapacağım.
Biraz dolaşayım dedim. Yurt sokağına geldim, 17 sene sonra. Otobüse bindiğim durağı arkamda görüyorsunuz. Şimdi bile hatırlayınca üşüdüm. Ne donardım o durakta, Tandoğan’daki yurdumdan geçen otobüsü beklerken. Kütüphanede çalışırken dalıp, geç saatlere kalınca, bir de otobüse başkaları da binse, tek kalmasam kaygısı başlardı.
Sokak çok değişmiş, cafeler çoğalmış. Sadece burada yiyebilirdim öğle yemeğimi çünkü en ucuz yemek burada olurdu. Hamamönü de deniyor buraya. Bu okuma kısmından. Gelelim şimdiye…
Sizlerle paylaştığım mutlu, doğum ve ameliyat fotoğraflarımın arkasında burada paylaşamadığım ne dramlar, hasta ve ameliyat hikayeleri var biliyor musunuz?
Tüm aile telefonlar açık bebeğin fotoğrafını çekmek için ultrasonun başında beklerken, bebeğin kalp atışı olmadığını söyleyebilmenin zorluğunu bilir misiniz?
Ultrason yaparken anne adayının her mimiğinizden endişelenip, “kötü birşey mi var?” demesi,
doğum esnasında kalp atışı düşen bebeği dakikalar içinde çıkarmak nasıl mümkün oluyor bilir misiniz?
Benim branşımda bir hastanın ölümü değil, daha doğmamış heyecanla beklenen bebeğin ölümü ya da doğamaması var bir de…
Bunlar, insan olarak sizi mahvedenler.
Bir de üzerine sistemin doktor üzerindeki baskısı, doktora şiddet ve çalışma koşulları var. Bunun için medyaya bakmanız yeterli.
Yani çok zor bir mesleğim var. Hem doktor olabilmek, okumak hem de olunca çalışma koşulları anlatılamayacak kadar zor.
Ben güzel anlarımı paylaşıyorum sadece.
Bunu da bilerek yapıyorum çünkü bu kadar zorluğuna rağmen, bir yandan da dünyanın en güzel mesleği olduğunu da hatırlatıp unutturmayarak, tıp fakültesindeki asistan ve öğrenci genç kardeşlerime motivasyon olsun istiyorum.
Demem o ki tüm bunları göze alabilecekseniz doktor olmak isteyin. Bilmeden bu yola girdiyseniz bir an önce o trenden inin. Yapabileceğinizi biliyorsanız da başka trene de bindiyseniz inin ve tıp fakültesine girin. 3-4 yıl kaybetmenin geriye baktığınızda komik kalacağını göreceksiniz. Çünkü Nietzsche’nin dediği gibi, “Yanlış bir trene bindiyseniz, koridorda ters yöne koşmanın bir faydası yoktur”

Related Posts

Harese

Ömür …

"Gözünü açıyorsun; "doğdu" diyorlar, Gözünü kapıyorsun; "öldü" diyorlar. İşte bu göz kırpışa, "ömür" diyorlar... Bu...

Serenade …

Çok hoş bir sürprizle karşılaştım bugün, Süreyya'daki konserde. Bis yaptıklarında çaldıkları eser, Schubert'in "Serenade" ıydı....