Skip to main content
Geç Doğum (Miad Aşımı)

Geç Doğum (Miad Aşımı)

İlk gebelik muayenenizde, doktorunuz, son adet tarihinize göre ortalama bir muhtemel doğum tarihi hesaplayacaktır. 40 haftaya denk gülen bu tarihin, ilk ultrasonografiyle doğrulanması çok önemlidir. Son adet tarihini net olarak hatırlamamanız, ya da geç yumurtlama gibi sebeplerle, bazen sizin hesapladığınız tarih doktorunuzunkiyle aynı olmayabilir. Bu durumda, ilk ultrasonografi özellikle ilk 3 ayda yapıldıysa en doğru cevabı verecektir. Bu tarihler, gebelik yaşının hesaplanmasında çok önemlidir. Gebeliğinizin kaçıncı haftasında olduğunuza göre, bebeğinizin büyümesini değerlendirir ve doğum zamanı hakkında bilgi sahibi oluruz.  Kaç haftalık gebeyim? 

Bu hesaplamalara göre ortalama sağlıklı bir gebelik, 37-42 hafta arası sürer. Hesaplanan ve size söylenen muhtemel doğum tarihi 40. Haftaya denk gelen zamandır. Dolayısıyla bunun 3 hafta öncesi ve 2 hafta sonrası normal, zamanında bir doğum olarak kabul edilir. 37 hafta öncesinde olan doğumlar; erken doğum, 42 hafta sonrasında gerçekleşen doğumlar ise geç doğum, miat aşımı olarak adlandırılır.

Geç doğumun en sık görülen sebebi gebelik haftanızın hesaplanmasının yanlış yapılmasıdır. Yani aslında zamanında olmasına rağmen, hesaplama yanlış yapıldığı için, zaman aşımı gibi görülüp, gereksiz müdahale edilebilir. Bu durumda, ilk yapılan ultrasonografideki bebeğinizin ölçümleri en doğru cevabı verecektir. Gerçekten 42 haftayı aşan gebeliklerin ise, ilk doğumlarda ve daha önceki doğum da geç olduysa sık görülmekle beraber, bilinen bir nedeni yoktur.

42 haftayı aşan gebeliklerde, plasenta ile ilgili sorunlar başlar, plasenta eskisi gibi iyi görev yapmaz. Bir yandan da bebek büyüdükçe, amniyon sıvısı azalmaya başlayabilir. Azalan amniyon sıvısı, bebek hareket ettikçe ya da rahim kasılmaları oldukça, göbek kordonunun sıkışıp, basıya maruz kalmasına sebep olur. Yine zamanından sonra doğan bebekler, iri bebek, mekonyum aspirasyonu (ilk kakasını rahimdeyken yapıp, akciğerlerine çekmesi) gibi sorunlar açısından artmış risk taşır. Zaman aşımı olan gebeliklerde, sezaryen doğum oranları da yükselir.

Zaman aşımı olan gebeliklerde, 40 hafta sonrasında, bebeğin sağlık durumunu değerlendiren testlerin yapılabilmesi amacıyla, muayene sıklığı artırılır ve doktorunuz sizi 3 günde bir görmek isteyebilir. Bu kontrollerde amaç, bebeğin anne karnında sıkıntıda olmadığını teyit etmek ve güvenle doğum sancılarının kendiliğinden başlamasını bekleyebilmektir. Bu testlerde doktorunuz, bebeğinizin sıkıntıda olduğuna dair bir bulguya rastlarsa, doğumu başlatmayı planlayacaktır. NST ile beraber, ultrasonda amniyon sıvısı, bebeğin hareketleri, solunumu ve kas tonusunun değerlendirildiği bu testler, biyofizik profil olarak adlandırılır. Sizin de bebeğin hareketlerini saymanız, bebeğiniz hakkında güvende hissetmenizi sağlayacaktır.

Zamanını aşan gebeliklerde, doğumun başlatılması yoluna gidilir. Testlerde şüphelendiren bir durum yoksa bazı doktorlar, 41 bazı doktorlar 42. Haftada gebeliği sonlandırmak isteyecektir.

“Suni sancı” olarak dilimize çevrilmiş olan tıbbi terimin tam karşılığı, doğum eyleminin tetiklenmesidir. Amaç, rahim ağzının olgunlaştırılarak, gevşeyip, açılabilmesi için kendiliğinden başlamayan rahim kasılmalarının başlatılmasıdır. Bu amaçla, ilaçlar veya diğer metodlar kullanılabilir. Bu metodlar;

  1. Rahim ağzının yumuşatılarak, olgun hale getirilmesi ve açılmasını sağlamak. Bunun için, prostaglandin denilen ilaçlar veya bazı tıbbi araçlar kullanılabilir.
  2. Zarların sıyrılması. Vajinal muayene sırasında, rahim ağzındaki zarlar, parmakla doktorunuz tarafından rahim duvarından sıyrılır. Bu işlem sonrası genelde, 48 saat içinde rahim kasılmaları ve doğum başlar.
  3. Suyunu açmak. Yine vajinal muayene sırasında, bebeği saran zarlara ufak bir delik açılarak, zarlar yırtılır. Bu, birkaç saat içinde doğumu başlatacaktır.
  4. Oksitosin hormonu vermek. Damar yoluyla verilen bu hormon, rahim kasılmalarını başlatır. Çok korkulan ve suni sancı adı verilen bu işlem aslında yanlış değerlendirilmektedir.

Normal doğum sancılarının başlaması için, beyinde hipofiz adı verilen bölgeden oksitosin hormonu belirli miktarda artarak salgılanır. Bu hormon, düzenli rahim kasılmalarını başlatarak, rahim ağzında açılmaya sebep olur. Doğumu başlatmak istediğimizde bizim yaptığımız da bu hormonu, dışarıdan taklit ederek, damar yoluyla vermektir. Bu şekilde doz artırılarak, etkili rahim kasılmaları sağlamaya çalışırız.

Duyulan ağrı, yani doğum sancısı, sizin düzenli aralıklarla seyreden rahim kasılmalarına vücudunuzun verdiği ağrı cevabıdır. Bu sancının şiddeti, ağrı eşiğinize bağlı olarak, kişiden kişiye değişir. Dolayısıyla, doğumunuz kendiliğinden başlasa da dışarıdan oksitosin hormonu verilerek başlatılsa da duyacağınız ağrı aynı olacaktır ve sizin ağrı eşiğinizle ilgilidir.

Suni sancı, dışarıdan verdiğimiz ekstra bir ağrı yapıcı madde değil, rahim kasılmalarını başlatmak üzere verdiğimiz, vücudunuzda doğal olarak salgılanan bir hormondur. Bir kere rahim kasılmaları başladığında, kendiliğinden bir doğum gibi seyredecek ve aynı basamakları takip edecektir. Normal doğum evreleri Ağrıyı çok hisseden kadınlarda, suni sancı da olsa, ağrısız doğum gibi seçenekler aynen uygulanabilmektedir.

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.