Skip to main content
Fight Club / Dövüş Kulübü

Related Posts

Konuşamamak :)

24 saattir konuşamamanın bana öğrettikleri ?????? Hazır bugün Şeb-i Arus; Mesnevi'den devam edebiliriz. Mesnevi "dinle"...

Mesnevi

"Dinle, bu ney nasıl şikâyet ediyor; ayrılıkları nasıl anlatıyor. Diyor ki: Beni kamışlıktan kestiklerinden beri...

Instagram Kitap Kulübü’müze Hoş Geldiniz…

8 Comments

  1. Kübra

    Her anne Babanın dileğiydi; çocuğu başarılı olsun, kariyer sahibi olsun. O yüzden bir zamanlar çocuk olanlara kendini dinlemesi değil söz dinlemesi öğretildi. Bi çoğumuz söz dinledik ailelerimizin önerdiği hatta bazen tercih ettiği , puanımız yettiyse toplumda kabul gören yetmediyse yettiği kadarıyla kazandığımız bölümlerde okuduk. Filmdeki gibi okul bitince babalarımızı arayıp şimdi ne olacak sorusunu babalarımıza değil ama biraz geç olsada kendimize sorduk. Hissettiğimiz duyguları bastırdık mantığımız ile devam ettik ve Bir iş buluruz, para kazanırsak Mutlu oluruz sandık. Sonuç ise çoğunluk karakterinin özüne ters mesleklerde mutsuz çalışıyor. ” ihtiyacımız olmayan şeyleri almak” eyleminde mutluluğu arayıp tatminsizliği buluyoruz. Fight Club Fİlminde her yumruk kendinle yüzleşmenin çarpışma sesi.Bir kere izlemekle bitmeyecek güzel bir psikolojik film.

  2. Dr. Canan

    Öncelikle; sabun yapımı için liposuction atık maddelerini kullanarak, zengin kadınların yağlarını tekrar onlara satmalarına çok güldüm ; kendini içinde bulunduğu hiçlikten kurtarmak için elindeki bütün güzellikleri yok edip, sıfırdan başlamayı göze alan biri, Tyler.. “sadece her şeyimizi kaybettiğinizde her şeyi yapmaya özgürsündür” diyor. Bu, bir nevi bilerek kör olmayı seçmekten başka bir şey değil. Ama buna iten bir hastalığı var, Jack in. Ya biz??? Bizim de aydınlığa sırtımızı dönmek için “bahane” lerimiz var galiba…

  3. Mirkan

    “Tyler’ın bakış açısına göre, kötü şeyler yaparak Tanrı’nın ilgisini çekmek, hiç ilgi görmemekten daha iyiydi. Belki de Tanrı’nın nefreti Tanrı’nın kayıtsızlığından daha iyidir.”

    Sanırım bu illuminati saçmalığının altında da bir an önce Tanrı’nın ilgisini çekmeye çalışmak var.

  4. rifat soyler

    Final sahnesi ve şarkısı muhteşemdir.
    Film kanaatkâr ve cömert olmanın gereğini anlatır.
    Eşyaya bel bağlamadan kullanabilmeyi,SIRF ALLAH RIZASI için verebilmeyi öğütler.
    Ahiret,dunyaya tercih etmelidir.
    Saygılar…

  5. Selen Seyhan

    Film baştan sona simgesel öğelerle dolu ve her izlediğinizde farklı noktalar keşfetmenizi sağlayacak kadar anlam yüklü. Farklı yaşlarda, hayatın farklı dönemlerinde tekrar tekrar izlenecek bir film. Akış sırası işe önemli noktalara deyinecek olursak:
    Hikayeye eklenen ilk karakter, Marla Singer (bence hayali karakterlerden bir diğeri); kendi kariyerinin lüks alışkanlıklarının tersine, toplum gözünde varlığı ile yokluğu arasında bir fark olmayan, ama bunu umursamayacak kadar gamsız bir karakter. “Marla’nın felsefesi her an ölebilirmişsin gibi yaşamak” Karakterimizin topluma karşı takınmak istediği tavrı, bağımsızlık, özgürlük hissini temsil ediyor.
    Uykusuzluk sorunu olan anlatıcı zaman zaman kayıp zaman dilimlerinin olduğunu fark etmekte, ve filmin başından beri ara ara sahnelerde Tyler Durden filme 25. kare olarak dahil olmaktadır. (Filmin başlarında 25.kare tekniği anlatılmıştır.)
    Bir uçak yolculuğu sırasında Tyler Durden ile tanışıyor. İlk sohbetleri uçaktaki acil çıkış broşürlerindeki insanların her şey kendi kontolündeymişcesine sakin durmalarının gerçeği yansıtmadığı üzerine oluyor. Burada hayatta kontrolün elimizde olmadığı durumlar olduğu fikri yansıtılıyor.
    Anlatıcımız evine geldiğinde evinin yanmakta olduğunu görüyor (sonradan anlıyoruz ki bunu kendisi, yani içindeki Tylor karakteri yapıyor). Şimdiye kadar kendisini tanımladığını düşündüğü her şey, eşyaları bir anda küle dönmüştü. Meta bağımlılığını besleyen eşyalarından kurtulmuş ve en sade kimliği ile sıfırdan başlamaya hazır bir şekilde Tyler ile harabe bir evde yaşamaya başlamıştır. Burada anlatıcının küle dönen lüks evi için hala ihtiyacı olan birkaç parça eşya olduğunu söylemesi ile Tyler’ın evindeki yaşam tarzı arasındaki tezatlık ortaya konuyor, aslında ihtiyaç dediğimiz şeyin kişinin kendisine bağlı olduğunu anlıyoruz.
    Tyler karakteri; düşündüğünü pat diye söyleyen, özgürlükçü, sınırlarını kendi çizen, totalitarizme sonuna kadar karşı, liderlik vasıflarını taşıyan bir karakter. Anlatıcının olmak isteyip olamadığı özelliklerin çoğuna sahip bir karakter… Günümüz insanoğlu için: “Bizler tarihin ortasındaki çocuklarız, amaç veya mekân yok. Büyük bir savaşımız yok, bir depresyonumuz yok bizim büyük savaşımız ruhani bir savaş, bizim depresyonumuz kendi hayatlarımız … Hepimiz televizyonlarda görüyoruz, inanıyoruz ki bir gün hepimiz milyoner olacağız veya film tanrıları veya rock yıldızları, fakat olmayacağız. Yavaşça bunu öğreniyoruz ve çok sinirleniyoruz” diyerek eleştiride bulunuyor.
    İlk buluşmada temelleri atılan Dövüş Kulübü büyümeye başlıyor. Dövüş kulübü üyeleri kulüp dışında sıradan insanlardır; ofiste memur, benzincide pompacı, markette kasiyer… Onlar da anlatıcı gibi dünya üzerinde varlıkları ve yoklukları arasında fark yokmuş gibi hisseden insanlar Ama dövüş kulübünde kendilerini dinleyen, adam yerine koyan birileri var. Kişi insanlığının farkına Dövüş Kulübünde varıyor.
    Başka bir diyalog sahnesi Tyler ile anlatıcının sabun yapımı sahnesidir. Tyler Durden anlatıcının elini bir kimyasal ile yakarken: “Acıyla kal, merkeze ittirme. Acı olmadan kurban olmadan hiçbir şeyimiz olmazdı, bu senin yanan elin, hissettiğin vakitsiz aydınlık … İlk önce vazgeçmelisin, ilk önce bilmelisin ki bir gün öleceksin, korkmamalısın … Sadece her şeyimizi kaybettiğimizde her şeyi yapmaya özgürsündür”. diyor. Bu da yükselmek için sıfır noktasını görmesi, kaybedecek veya kaybetmekten korktuğu bir şeyin olmaması gerektiğini vurguluyor.
    Mayhem Projesi tüm finansal kurumların, bankaların yok edilerek hesapların sıfırlanması, insanların maddiyata değil öz niteliklerine uygun yaşayacakları bir dünya için girişimlerde bulunmak amacı ile planlanıyor. Tyler ordusunu toplarken onları yaptıkları göreve motive etmek için sloganlarını da eksik etmiyor. “Sen için değilsin bankada ne kadar paran olduğu değilsin, sürdüğün araba değilsin, cüzdanındakiler değilsin. Sen şarkı söyleyen dans eden dünyanın bokusun”
    Sabun yapımı için liposuction atık maddelerini kullanması da kapitalizmin kendi kendisini bitireceğine bir göndermedir.
    Filmin son sahnesinde Marla ile el ele projelerinin başarıya ulaşmasını izlerken arkadan çekilen görüntülerinin neredeyse birbirinin aynısı olması da Marla’nın da hayali bir karakter olması fikrini destekler nitelikte.

  6. Ayşe Enginler

    Ağlamak gerçekten iyidir.
    Her şeyi unuttum.
    Dipsiz ve karanlık bir sessizliğe büründüm.
    Özgürlüğümü buldum.
    Tüm umudunu yitirmek özgürlüktü.

    Hani derler ya gecenin en karanlık vakti, şafağın sökmesine en yakın vakittir. Bazen gerçekten iyi, rahat, özgür hissedebilmemiz için her şeyden vazgeçmemiz gerekli olabiliyor.
    Film öneriniz için teşekkürler, Banu Hanım…

  7. Anonim

    ‘İhtiyacımız olmayan şeyleri alabilmek için nefret ettiğimiz işler yapıyoruz.’

    İşte bu hayatımızın özet cümlesi

  8. Banu Çiftçi

    Benim çok sevdiğim bu film hakkındaki yorumumu, bu filmin bende bıraktığını, Platon’un daha antik çağda tasvir ettiği, “Mağara Alegorisi”yle (benzetmesi)yle ve Afrika’dan çocuklarımla bir fotoğrafımla anlatmak istedim.
    Platon’un bu benzetmesini anlayabilmek için benim gibi Afrikalara kadar gitmenize de gerek yok, etrafınıza bakın yeter.
    Diyor ki;
    “Toplumdaki insanlar (düşünürler dışındakiler) bir mağarada, kollarından birbirine zincirlerle bağlanmış ve sırtı mağara kapısına dönük oturan esirler gibidirler. Sadece arkalarındaki ışık kaynağının (doğrunun, gerçeğin) yaydığı ışıkla karşılarındaki duvarda oluşan, kendi gölgelerini görebilir, bu gölgelere bakarak eğlenir ve hayatlarını böyle geçirirler. Filozoflar ise kendilerini bu zincirlerden kurtararak her ne kadar zor ve acı verici olsa da yüzlerini, cesaretle ışığa (gerçeğe) dönerek hayatın gerçek anlamını ve doğruyu görebilen kimselerdir. Ancak bu kimselerin, mağaraya döndükten sonra gördüklerini diğer insanları anlatması ve onları inandırması da bir o kadar zor olacaktır çünkü esaret ve karanlık rahattır; oysa gerçekleri görmek ve ışığa bakmak cesaret ister.”
    Pekiyi film sizde ne bıraktı?

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.