Skip to main content
Asistan Kardeşlerime…

Asistan Kardeşlerime…

Bu yazı asistan kardeşlerime…
Neye mi bakıyorum? Doğum için bir hastama epidural anestezi yapılmış, masa toplanıyor.
Biliyor musunuz ben böyle çok uzun süre ameliyata baktım, sırf ameliyathaneye girip bakabilmek için bile yıllarca beklemem gerekti. Diğer hastanelerdeki benden daha az puanla TUS u kazanmış arkadaşlarım onlarca vaka yapmışken benim bir tane bile vakam yoktu. Çünkü kıdemli ablalarım, sırf kaşımı gözümü beğenmediğinden (aslında tam tersi tabii) ameliyathane yasağı koymuşlar ve bana vaka yaptırmıyorlardı. Altımdaki benden kıdemsize yaptırılır bense serviste dosya doldururdum. En büyük hayalim olan cerrahi için neredeyse 2 yıl serviste hasta takip edip, dosya doldurarak beklemem gerekti. O zaman adı yoktu ama sanırım şu an buna mobbing deniyor. Cerrahi hiyerarşi adı altında insanlıktan nasibini almamış zavallı ruhların (farkındaysanız kimse için böyle konuşmam) baskısıyla aç bırakıldım, ameliyathaneye sokulmadım, gün aşırı nöbet sonrası evime gönderilmedim, sabah 5 de hastanede olmak zorundaydım ve daha neler neler…
Farkında mısınız bilmem asistanlık yıllarımdan hiç bahsetmem. Tek tük fotoğrafım vardır çünkü tüm meslektaşlarımın çok güzel anılar ve arkadaşlıklarla geçen o 4 yılı benim işkenceyle geçen yıllarımdı. Öyle ki asistanlık yaptığım o hastaneyi hatırlatmasın diye uzmanlığımı alınca bir daha 10 sene Ankara’ya bile gidemedim. 2 yıl önce bir TV programı için gittiğimde havaalanında ilk ricam Beşevler’den geçmeyeceğimiz bir güzergahı seçmemizdi. Oradaki bazı hocalarıma saygımdan susuyorum.
Şu an aynı şeylerin yaşatıldığı asistan kardeşlerim; sakın pes etmeyin.
Verdiğim istifa mektuplarının sayısını bile hatırlamıyorum. Sabredin…
Gün gelecek yıllar sonra kongrelerde karşılaşacak ve kimin nerede olduğunu göreceksiniz. Kariyer anlamında değil sadece. Çünkü onca yılın bile suratlarındaki o çirkinliği almaya yetmediğini göreceksiniz. Hala değil başkaları kendilerini bile sevemeyen bu insancıkların kendileriyle yaşamak zorunda olmalarına acıyacaksınız bu sefer de. Niye daha önce böyle bakmadım olaya diyeceksiniz. Tekamüllerinde bir arpa boyu yol alamadıklarını aynı bakışlarda fark edeceksiniz. Hala kendi sevgisizliklerinde boğulduklarının farkında olamadıklarını.
Sabredin, sayılı zaman… Bunlar geçecek… Bakıyorum da gün saydığım yıllar geçeli 12 sene olmuş. Maalesef hiyerarşi denen şey; zevkle onurla uyulması gereken, ustam diyerek senden bir gün önce başlamış olsa bile saygı duyman gereken kişilerin karakterine bağlı. Asker kızı olarak yetişmiş biri olarak hiyerarşiyi en iyi bilenlerdenim halbuki. Bir gün babam, askeriyede bile böyle bir şey yok diye dayanamayıp hastaneye gelmiş ve açıklama istemiş çömezliğimde. Aç bırakırlardı dedim ya visit yapma yalanıyla, hastaların odasına gider, kahvaltı tepsisinden yenmiş zeytin çekirdeklerini sıyırırdım. Canımın içi internlerim hasta odalarında gizlice bisküvi koyarlardı cebime. Hiç unutmam babam şöyle demiş; “Bizde askerin ilk önce kumanyası gider, bu neyin hiyerarşisi?…”

Related Posts

Benim Kocaman Ailem

Benim kocaman ailem :)))

Zeze’lerim Benim…

Canım Cihan Hoca’m